Ayarlayalım bakalım...

Ayarlayalım bakalım…

Tanju aradı, top diyor sanal diyor. Amerika’da varmış diyor. Vuruyorsun gidiyor ama top yok filan. Bir de ben anlasam neden bahsettiğini :) Fikri adında iş yaptığı biri var, akşam onu da alıp gelecek nargile mekânımıza. Kadıköy Fokurtuda buluşacağız.

Buluştuk sohbet ettik istenilen işin ne olduğunu anlamış oldum böylece. Projeksiyon ile yansıtılan bir görüntü hareketlere tepki verecek. Hareket algılama, görüntü işleme tadında keyifli bir iş. Yaparız dedik bir kere. İmkânsız yoktur diye ortalıkta dolanmak ile olmuyor :) Süremizde kısıtlı, Ankara’dan bir firma başlamış çalışmaya ama henüz ortaya çıkan bir şey yokmuş. Müşteri Avea, sanal futbol oyunu yapıp Bilişim Fuarı’nda sergileyeceğiz. Dostlarla el attık elbette işe, Tevfik bir yandan Tanju bir yandan sabah akşam demeden kastık durduk. Kamera ile hareket algılayacağız, hareket eden alanı belirleyeceğiz, buna göre tepki vereceğiz. Peh, peh, peh… Uzun zamandır acaba yapabilecek miyiz heyecanı ile iş yapmamışız. Ayrıda bir keyfi varmış, unutmuşum :) Öyle bir zamanda geldi ki bu iş yeniden kodlarla uğraşmaktan zevk almama sebep oldu. Tamda bıktım artık derken yeni bir maceraya giriştik. Sanal müze gezdirmek, sanal gerçeklik ile fotoğraflar çekmek, bunlardan etkileşimli uygulamalar yapmak derken uğraşmadığımız abuk sabuk proje kalmamıştı. Standart işler pek yavan, zor projeler biraz kımıldama ile yapılır olunca heyecanda kalmıyor. Şimdi karşımızda şaka gibi bir iş var. Müşteri güzelde aracımız Fikri evlere şenlik :) Uçurtma tabir ettiğimiz insanlardan. Biz şahsen kendi aramızda böyle diyoruz. Zihni sinir bir adamdır ama takdir etmek lazım. Bize bizden çok inanıp sürekli bir şeyler araştırdı. Dünyanın bir ucundan istediğimiz gibi kameralar temin etti. Gerekli tüm donanımı şaşılacak bir sürede bir araya getirip tam vaktinde fuar alanına kuruverdi. Sis perdesi, yanarlı dönerli lazer gibi ilginç işlerde aranılacak adamlardan. Kafaya koyduğunu yapmak için fizana tur bile düzenler :)

Matrak bir ekip olduk, güldük eğlendik, uykusuz kaldık. Tevfik gibi bir bilgisayar mühendisimiz de var, Tanju çizip duruyor bir şeyler. Arada fotoğrafımı çekti kaleye şut çekilen tuhaf bir aletin üstündeki adamları siluetimi kullanarak karaladı. Biz sanal topa tekme atınca gitsin diye uğraşırken Fikride türlü tuhaf işler peşinde koşmaya başladı. Bir hafta gibi kısa bir sürede hareket algılamanın türlü incelikleri peşinde koştuk. İnternet nefis bir kaynak oldu bizim için. “Motion detection and recognation, Image processing” gibi anahtar kelimeler ile taranmadık arama moturu bırakmadık sanal dünyada. Hareketi algılıyoruz tamam ama sahada giden topta bir hareket sonuçta bunu da algılıyoruz ister istemez. Top kendi kendine başlıyor koşturmaya. Işık biraz artsa algı zayıflıyor bizler deliriyoruz. Sürekli geceleri çalışmaktan loş ortamlarda test ettik sistemi. Peki ya fuar alanı? Gündüz vakti yüzlerce insan dolaşacak. Bir tanede kurmayacağız üç, dört tane saha olacak sanal maça doyacak insanlar. Avea bu sene dört büyük futbol takımına destekleyici olmuş. Takım kaptanları uğrayıp bizim sanal topu tekmeleyecek.

Denemedik yöntem, yazmadık kod, atmadık takla kalmadı ama fuarın açılış günü sabah karşı keyifle oynanan bir futbol maçı çıkarmış olduk ortaya. Arada yaptığımız keşifler ile sanal görüntüleri kazı kazan gibi siler olduk. Tuttuk bir kaç yere bunlardan kurduk. Elinle kazıyorsun görüntüyü altında başka bir şey çıkıyor. Üstünden geçersen dalgalanıyor.

Lingo bunları da mı yapacaktın seninle :) Ölmene yakın ne işlere yaradın. Sanırım kısa bir süre sonra ayrılacağız. (Bilmeyenler için: Lingo, Macromedia Directorun kodlama dilidir. Lingo lingo şişelerden akılda kalır. Değme uygulama eline su dökemez, yanına dahi yaklaşamaz. Macromediaya nefis bir bilgi kaynağı olmuş. Timeline mantığının varoluş sebebi olan taptığın programdır.)

Kabus geceleri yazıp keyfimi kaçırmak istemiyorum. Siz bilir misiniz olmayan bir topa atılan tekmeyi hissetmek ne zordur :)

Buyrun videolarımız ve bir kaç fotoğraf: