Kimse mükemmel değil. Markalar da. Üstelik bunu hepimiz öğrendik ve onları yakinen tanımak istiyoruz. Artık tahtınızdan inmenin, ben şöyleyim, ben böyleyim diye davul çalmayı bırakmanın vakti geldi. Samimi olmak gerekiyor. Sadeleşmek farz oldu :)

Aslında her marka bir insanı temsil etmekte. Üstelik insana oranla çok daha mükemmel ve mantıklı hareket ediyor. Zira her adımını planlayan başka insanlar bulunmakta. Böyle biri ile duygusal olarak yakınlık kurabilir misin? Peki kendine yakın hissetmediğin kişi ile iş yapmak ister misin? Senden, benden pay biçilmez –di bu konularda. Araştırmalar vardı ya :) Sayılar rakamlar… Tamam, sen elindeki verileri çöpe atma. İşe yarayacak kıymetli bilgiler barındırıyor lakin artık olaylar seninle ve benimle, onunla ve bununla yaşanıyor. En son ne zaman haber bültenini bekledin. Her akşam saat sekizde TRT haberlerini bekleyen kuşak kırklarına geldi geçiyor. Mevcut müşteriler bir önceki cümlemde neden bahsettiğimi dahi hatırlamıyor. Çoğunun nasıl bir teknolojiye gözlerini açtığını hepimiz biliyoruz.

Hadi toparlayalım. Samimi, dürüst, yeri geldiğinde tek birey ile iletişim kuran kazanıyor olacak. Bazı mecralarda medya satın almaları düşecek. Klasik mecralarda inat edenler de ayırdıkları bütçenin çöpe gittiğini görecek. Bireylerin kendi gündemlerini yarattığı, beğeni ve ilgi alanlarına göre diğer bireyleri takip ettiği bir dönemdeyiz. Üstelik artık kimse bir başka kişi veya kurumun zamanlamasına uymak durumunda değil. Dünya değişiyor demiyorum. Çoktan değişti :) Özetle ne diyorum? Tebdil-i kıyafet ile değil olduğun gibi insan içine karış. Kazanan sen olacaksın.

E-ticaret yazıları, sosyal medyaya taşlar derken bir konu daha eklemiş olduk. Takip edenler kusura bakmasın ama ben de bir insanım :) Keyif için fikir beyan eder, kendim için yazarım. Bir sonraki yazımda damgalı içerik kavramına değiniyor olacağız. Konudan konuya geçmeyi, serbest çağrışımlar ile yol almayı seviyorum.

Hadi bir de cıvıldak hesabımı vereyim sana: @erkansahan