This post is also available in: English (İngilizce)

Kurumsal ve Serbest Çalışma

Kurumsal ve Serbest Çalışma

Yaygın ifade ile “Freelance” çalışmak keyifli iştir. Kafanıza göre düzenlediğiniz bir ev ofisiniz varsa daha keyifli olabilir. Şimdi buna da “home-office” demek gerekir değil mi?

Yıllarca serbest çalışmış biri olarak deneyimlerimi yazmak, ilgilenenlerle paylaşmak istedim. Arada yaptığım kısa süreli hataları saymazsak 1998–2006 arasında tamamen serbest çalıştım ve çok keyifli yıllar geçirdim. Neden bıraktın peki diye sorarla o zaman değil mi? Belki şaka gibi gelecek ama inanın vakit çok gelmeye başlamıştı. Sinemalara kızar olmuştum, haftada bir filmler değişir mi? Üç günde hepsi bitiyor. Sonra bekle ki yenisi gelsin. Sabah kalk kahvaltıda ne yesem diye düşün, arkasından kahveyi nerede içeceksin. Sabah saati eş dost işinde gücünde, tek başına nargile keyifli de olmuyor. İlginç projeler gelmiyor, hep aynı şeyler, sürekli müşterilerin işleri ufak tefek zaten, gece oturup halledilir. Peki, bütün gün ne yapacağım ben? Sekiz yıl serbest çalışırsanız işte böylesi sorular sormaya başlarsınız kendinize. En azından ben başlamıştım. Evet, sonunda ben de sıradan insanların dünyasına karıştım. Yaklaşık üç yıldır mesaili çalışan biri oldum. Henüz sıkılmadım mesaiden. Özlediğim tek şey dilediğimce kitap okumak. Birde uzatmalı sabah kahvaltıları. Tek dedim ama düşününce özlenen birçok şey olduğunu anımsadım birden. Bu ikisi dışında en çok özlediğim şey saçma sapan müşterilere veya çalışanlara “Haddddii leennn” diyebilmek. Hoş çok zorda kalınırsa şimdi de kibarca yapılabiliyor ama tek başına çalışmanın verdiği asilik ile gülerek eğlenerek oluşmuyor bu durum.

Serbest çalışmaya karar vermişseniz veya yeni yeni böyle bir düşünce geçiyorsa aklınızdan hiç durmayın deneyin derim. Zaten serbest çalışan biriyseniz bıkana kadar devam edin :) Eğer aynı sektördeysek yani sanal dünya işleri ile uğraşıyor ve işinizde iyiyseniz iletişim bilgilerinizle birlikte yaptığınız işlerin bir listesini de gönderin bana. Kimden ne zaman nasıl bir iş geleceği hiç belli olmaz.

Diyelim ki henüz mesai çarklarını içindesiniz ve karar vermekte zorlanıyorsunuz. Hemen işinizi kolaylaştırayım. Sabahları işe gitmek istemiyor musunuz? Bazı günler kaytarmaya mı başladınız? Çıkış saati gelmek bilmiyor mu? Başınız ağrıyor midenize sancılar giriyor mu? İş yerindeki her insan gözünüze zavallı mı görünüyor? Evet cevabı çoğunluktaysa yarın işe gitmeyin. Ben böyle başladım özgür hayata. Hiç unutmam günlerden Çarşamba, maaş almama bir hafta kadar bir süre var. Üsküdar civarında kahvaltı yapıp işe yetişme telaşındayım. Kahvaltı uzadı, manzara güzel. Ofisin kokusu canlandı burnumda, yediklerimden keyif almadığımı fark ettim. Ayaküstü atıştırmak için bile lezzetsiz olan bir peynirli poğaça elimde, saate bakıp duruyorum. İşe gideceğim. Peki, ne için? Buraya kadar bekâr ve kimseye bakma sorumluluğunuz olmadığını düşünüyorum. Eğer bu tür dertleriniz varsa ne yapabilirsiniz bir fikrim yok ne yazık ki. Hoş ben olsam yinede düşünmez işe gitmezdim gibi geliyor. Evet, o gün gitmedim. Sonraki günlerde. Telefonlara bile bakmadım, bütün gün kitap okuyup tembellik yaptım. Haklı olarak maaşımı yatırmamışlar. Umurumda bile olmadı. Hoş biraz sıkıntıya sokmuştu o dönem beni ama inanın değer yani. Bir kaç iş bulmam fazla vaktimi almadı ve evde oturup çalışmaya başladım. Aman ne güzel bir duygu, zamanlama sende, iş sende, kimse yok başında… Sorunlar da senin gelirler de :) Hem iyi hem kötü yanları var elbette, mühim olan cesaret edip bir yerden başlamak. Bu konuda yazmaya devam edeceğim. Neler yapmalı, nelere dikkat etmeli, nasıl teklif vermeli, işi nasıl sağlama almalı, çıkan sorunları nasıl çözmeli gibi birçok konuda kendimce yöntemler anlatacağım. Umarım birilerinin işine yarar…